"Merhaba dert anası benimde bi sorunum var sana danışayım dedim. Eşim son dönemde internetten alışveriş yapma bağımlısı oldu indirimleri takip edip sürekli alışveriş yapıyor ve durum çok ağır hale geldi. geceleri bile saati kurup yabancı sitelerdeki indirimleri yakalamak için kalkıyor tüm çalıştığı kazandığı parayı kredi kartlarına ödeyip alışveriş yapıyor o parayla. benim kazandığım evi geçindirmeye yetiyor şükür ben konunun maddi kısmında değilim ama artık bu onda bi takıntı haline geldi üstelik gerekli gereksiz ne varsa alıyor özelliklede kıyafet alıyor her yer evde kıyafetle dolu sadece kendine alsa iyi çocuklara alıyor bana alıyor. sırf indirimde diye aynı gömlekten 3 tane almış bana. evde heryer kıyafetle doldu. dolaplar çekmeceler heryer daha etiketi sökülmemiş kıyafetlerle doldu. Geçen evde çekmeceden bir kravat alayım dedim bulabilmek ne mümkün. bu durumu ona söyledim ne yapıcaz bunca kıyafeti diyorum dursun lazım olur diyo yakında evde oturacak yer kalmayacak korkuyorum kıyafetler artık salondaki konsolun çekmecelerinde bile dolu. istifçilik huyumu başlıyor eşimde acaba ve ben ne yapabilirim bunun için. lütfen bir tavsiye ver dert anası."
Merhaba sevgili dertli dostum. Evet alışveriş çılgınlığı maalesef çağımızın hastalığı haline geldi. Ve eşin de bu kervanın yolcularından biri olmuş durumda. Sen şimdi bu konuda yalnız olduğunu düşünüyorsundur. Ama değilsin. Senin eşin gibi sitelerden indirim kovalayan kim bilir kaç kişi daha var hayatta. Hem de çok uzaklara gitme, kendi çevremizden bile bunun örneklerini görmemiz mümkün. Hani çizgi filmlerde olur ya bazen, kahramanın gözlerinde dolar sembolü yanıp sönmeye başlar; işte bu bağımlılığa sahip kişilerin de gözlerinde indirim logosu parlamaya başlıyor, indirim lafını duyduklarında. 😊
Bu, modern dünyanın çok ciddi bir sorunu aslında. İnsanların alışveriş denildiğinde, birbirini ezerek mağazaların kapılarına hücum ettikleri bir dönemi yaşıyoruz sonuçta. Tabii bir de alışverişin internetten yapılır hale gelmesi, bu çılgınlığı iyice tetikledi. Dışarıya çıkma derdi olmadan, bulunduğu yerden alışveriş yapma lüksünü yaşayan kimseler, bu durumu gerçekten çok sevdi. Düşünsene eşin gibi gecenin bir yarısı yataktan kalkıp, telefonda ya da bilgisayarda tek bir tuşa basarak istediği şeyleri sipariş edebilmek, aslında büyük bir lüks. Evet bir yerde kolaylık tabii ama bazen durum senin bahsettiğin gibi abartılabiliyor işte...
Sevgili dertli dostum, aslında bu durumu modern dünyanın sistemi de bir hayli destekliyor. Kara cuma, pembe pazartesi, fırfırlı çarşamba, dantelli cumartesiler hiç bitmiyor maşallah.😊 Düşünsene son zamanların eğlence anlayışı bile hafta sonları alışveriş merkezine gitmekten ibaret oldu. Düşün ki, hafta boyunca zaten koca koca binalardaki ofislere tıkılarak çalışıyorsun. Hafta sonu çık bir gez, hava al, beynine oksijen gitsin değil mi? Yok olmaz. İlle de alışveriş merkezine gidip para harcayacağız. Koca koca alışveriş poşetleri ellerindeyken adeta bir Özgürlük Heykeli edasıyla dolaşıyor insanlar. Bu aslında özgürlük değil köleliğin ta kendisi. Modern kölelik, insanların kendilerini birtakım akımlara kaptırmalarından kaynaklanıyor dostum. Eşin de bu akıma kapılmış. Bakalım onun için neler söyleyebiliriz dert anası olarak.
Mesajında bahsettiğin şey, yalnızca alışveriş çılgınlığı değil. Bir de eve alınan eşyaların oluşturduğu kalabalıktan bahsediyorsun. Özellikle de her yer kıyafetle dolmuş anlaşılan ki, bu da bir evde en istenmeyen durumdur. Şimdi konuya eşinin psikolojisinden bakalım önce. Çünkü ona yardım etmen için öncelikle onu anlaman gerekiyor.
Kanımca o şöyle düşünüyor, "Ben bunları indirimden alıyorum ne güzel. Millet bunlara ne kadar para vererek alıyor. Ben indirimden belki yarı fiyatına kadar ucuza alıyorum. Öyleyse ne zararı var, alalım dursun bir yerde. Bugün giymezsek, yarın giyeriz, lazım olur. Biz giymezsek hediye veririz, ihtiyacı olana veririz vs..." Eşinin aklındaki bu düşünceleri uzattıkça uzatabiliriz tabii. Ama genel olarak yargısı bu. Ve dertli dostum emin ol, evde kendisi bile ne kadar çok eşya, giysi olduğunu bilmiyor. O, yalnızca alıyor ve bir kenara koyuyor. Hepsi bu. Bu nedenle, olayın ne ağır boyutlara geldiğini kendi gözleriyle görmesi gerek. Buna sen yardımcı olacaksın işte.
Şimdi benim son zamanlarda izlediğim bir belgesel var. Sen konuyu anlatınca, direk aklıma bu belgesel geldi. Belgeselin ismi "Tidying Up With Marie Kondo" Burada şirin mi şirin bir Japon hanımefendi var. Senin bahsettiğin gibi aşırı eşyalardan karmakarışık olan evlere giderek, bu evlerin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Evlerin düzenlenmesinde ilk etap, kıyafetleri içeriyor. Ve evlerin sahipleri elbette ilk etapta senin eşin gibi dolaplardaki tüm giysilerin lazım olduğunu, atamayacağını söylüyorlar. Taa ki, Marie Kondo ev sahibine dolaplardaki tüm kıyafetleri getirip, odanın ortasında bir yerde bir yığın oluşturmasını isteyinceye dek.
Bütün giysiler evin bir odasının neredeyse tamamını kapladığında, ev sahipleri bu eşyaların nasıl bu kadar arttığını fark etmediklerini söylüyorlar. Ve Marie Kondo onlara, "Şimdi bu giysileri ayıracağız. Onların her birini eline al. Sana hissettirdiği duyguyu söyle. Eğer o duygu sevgi, sıcaklık vs... ise, o eşyayı gerçekten seviyorsun demektir. Yalnızca sana neşe veren eşyalar kalsın, gerisini ayır. " diyor. Ve böylelikle dertli dostum, evlerden poşetler dolusu gereksiz eşya çıkarılmış oluyor.
Şimdi sana tavsiyem, eşinle önce bir konuş. Olayın vehametinden, evinizin artık sizin huzur bulduğunuz bir ortam olmadığından, her yerdeki kıyafetlerin fazlalığından ona tüm cici, güzel cümlelerini kullanarak bahset.😊 Bu aşamada fazla üzerine gidersen, olay ters teper haberin olsun. Hatta eşinle beraber Tidying Up With Marie Kondo programını izleyebilirsin. Sanırım Netflix'de yayınlanıyor. İnternet sitelerinden de izleme şansı var. Bunu izlediği zaman insan, zaten ister istemez acaba benim evim de çok mu dağınık yahu? Temizliğe mi başlasam? Psikolojisine giriyor. 😊
Eşin evdeki bütün kıyafetleri yerde ufak bir tepe halinde gördüğünde, bu işin ne kadar abartıldığını görecek ve bunlardan bir an önce kurtulmak isteyecek. Hatta kıyafetten başka gereksiz eşyalar varsa evde, onlara da aynı yöntemi uygulayabilirsiniz. Ama dert anası olarak sizden ricam, sakın onları çöpe atmayın. Diyorsun ki üzerinde daha etiketi duranlar bile var. Dolayısıyla lütfen fazla kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vererek, evden uzaklaştırın. Bu konuda belediyeler bildiğim kadarıyla yardımcı oluyor.
Evden gereksiz eşyalar gittikten sonra, eşin evin ne kadar ferahladığını görüp iyi hissedecek. Ve eminim bir daha evi aynı hale getirmemek için tekrar indirimleri kovalamayacak. Onu etkilemek için alışverişe verilen paralarla, istediği diğer başka şeyleri yapabileceğini de söyleyebilirsin. Örneğin gitmek, görmek istediği yerleri görebilir, güzellik merkezine gidip dilediği tüm bakımı rahatlıkla yaptırabilir. Neleri yapmaktan hoşlanıyorsa artık. Bunu da kendisine söyleyerek, onu motive edebilirsin. 😊
Benim tavsiyelerim bu kadar dertli dostum. Bu söylediklerimi bir dene bakalım. Sana yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Gelişmelerden dert anasını haberdar etmeyi unutma. Okuyucularımız da sana yorumlardan tavsiyede bulunabilirler. Kendinize iyi bakın dostlar. Takipte kalın. 😊
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram








