Merhaba sevgili dostlar. Kitabın bölümleriydi, dert mesajlarına cevap vermekti falan derken fark ettim de çookk uzun zamandan bu yana mitoloji hikayeleri anlatmayı unutmuşum. Halbuki oldukça keyifli hikayeler var mitolojilerde ve daha önceki mitoloji yayınlarım sizlerden olumlu tepkiler almıştı. Eğer olur da "Dert anası ne zaman mitoloji hikayesi anlatmış? Haberim yoktu!" diyenler varsa Sanat başlığımızın altında şöyle bir bakın bakalım, hikayelerimizi görebilirsiniz.
Efendim şimdi gelelim bugün size ne anlatacağıma. Ben bugün dedim ki, şu meşhur Medusa'yı anlatayım sizlere. Hani var ya şu saçlarından kıvrım kıvrım yılanlar çıkan, kendisine bakanları acımayıp anında taşa çeviren mitolojik karakter. İşte o Medusa'dan bahsediyorum. Hatta bu karakter yalnızca Yunan mitolojisinde değil, birçok bölgenin geleneksel anlatılarında farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ve bizim divan edebiyatımıza baktığımız zaman, klasik bir güzel tasviri vardır O güzelin saçları sümbül gibi karmaşık çiçeklere benzetilirken, diğer yandan da kıvrım kıvrım yılanlara benzetilebiliyor bazı şiirlerde. Buradan yola çıkarak diyebilirim ki, Medusa bizim edebiyatımızı bile etkileyen bir karakter haline gelmiş aslında. Neyse efendim, lafı fazla uzatmayayım da gelin toplaşın şöyle etrafıma, size gizemli Medusa'nın hikayesini anlatmaya başlayayım hemen.
Eski zamanlarda "Gorgon" adı verilen canavarlar yaşarmış. Bunlar ölümsüz olan, kendilerine bakanı taşa çeviren, saçlarından canlı yılanlar çıkan varlıklarmış. Yer altı dünyasının yani Hades'in emrinde olan bu gorgonlar, herkesin korkulu rüyasıymuş. Fakat Medusa hayatına bir Gorgon olarak başlamamış. O kadar güzel bir kızmış ki, herkes ona hayranlıkla bakarmış. Hatta Olympos'un tanrıları arasında da namı bir hayli almış yürümüş Medusa'nın. Hikayelere göre Medusa'nın iki kız kardeşinin olduğu söyleniyor. Bu kız kardeşlerinin isimleri ise Euryanne ve Sthenno. Yine anlatılara göre bu kız kardeşler birer ölümsüzmüş. Medusa ise, bir ölümlü olarak doğuyor. Buna rağmen diğer kız kardeşlerinden çok daha güzel. Şöyle bir bakıverdi miydi erkeklerin gözlerine adam neye uğradığını bilemeden meftun olup gidiyor kıza. 😉
Medusa da bunu bildiğinden yanaşmıyormuş kimselere. "Amanın elin adamlarını durduk yerde kendime aşık etmeyeyim neme lazım burası Antik Yunan çağı, milletin ağzı torba değil ki büzesin. Millet maşallah, antik tuvaletlerde yan yana defi hacet eylerken bile dedikodu ediyor. Densizlerin diline bir düşersem, halim harap." diyerek, kendisini Athena tapınağına adamış. Tapınağın rahibesi olarak yaşamını sürdürüyormuş. Böylelikle de gözlerden uzak kalıyormuş
Şimdi gelelim asıl konuya. Athena'yı hatırlıyor musunuz? Daha önce Örümceğin Kaderi başlıklı mitoloji anlatımımda kendisinden bahsetmiştim. Hani şu kıskanç, egosu tavan yapmış Athena. Mitolojik kaynaklara göre zekanın, bilgeliğin, sanatın, ilhamın ve barışın Tanrıçası olarak anılıyor. Yeri gelmişken görselini şuraya bırakayım kendisinin. Bakınız Antik Yunan heykellerinde kendisi böyle betimleniyor. O elindeki kalkana da dikkatlice bakın. Az sonra o kalkan hikayemizde önemli bir yere sahip olacak.
Efendim, Athena hani şu bizim bir öfkesiyle denizlerde fırtınalar koparan Denizler Tanrısı Poseidon ile bir aşk yaşıyor ki sormayın. O zamanlarda tüm Atina bu aşkla çalkalanıyor. Olympos dağı yerinden oynayıp, dile gelecek bu aşkın tesiriyle o derece yani. Diğer yandan da Medusa'nın kendi tapınağına gelip kendisini adaması, Athena'yı biraz olsun rahatsız etmemiş değil hani.
"Yahu bu kız ne kadar güzel böyle! Bizim adamın aklı kaymasın buna" demiş tabii içten içten. Fakat diğer yandan da " Yani koskoca Poseidon, benim gibi zeki, akıllı, güzel, endamlı bir Tanrıça hatunu bırakacak da şu sefil, sersem şeye gidecek değil ya caannıımm!" diyormuş. Üstelik Athena, Zeus'un kızı olduğuna da güveniyormuş. "Tanrılar tanrısı Zeus'un kızıyım sonuçta" diyerek hep yaptığı gibi kendisiyle bu konuda da övünüyormuş. Ama tüm bu avuntuları, övünmeleri falan boşa çıkmış.
Günlerden bir gün, Poseidon, Medusa'yı görmüş. Görmekle de kalmamış, tek bakışta adeta vurulmuş kıza ve onunla birlikte olmuş. Ama bu yaşananlarda gariban Medusa'nın hiç bir suçu yok. Koskoca Denizler Tanrısı Poseidon'a karşı gelinir mi hiç! Zavallı kızcağız mecbur teslim olmuş Poseidon'a. Tabii "İstemem, yan cebime koy" demiş midir bilemem bunu a dostlar. Baksanıza adamın endamına, boyuna, posuna.😊 Hemen sırası gelmişken bir de Poseidon görseli bırakayım şuraya. Poseidon abimiz, böyle haşmetli heybetli bir şey işte.
Tabii bu yaşananlar Athena'nın kulağına gidiyor. Ve Athena sinirinden deliye dönüyor ama ne delirmek! "Sen misin benim Poseidon'umun aklını çelen! Gel buraya kız seni kaknem şey!!" diyerek Medusa'yı bir gorgon'a çevirmesin mi! Amanıın kızcağızın tüm güzelliği gidivermiş de bir gulyabaniye dönmemiş mi! Saçlarından kıvrım kıvrım yılanlar çıkmış. Bir de yetmez gibi Medusa bundan böyle kendisiyle göz göze gelen herkesi taşa dönüştürmeye başlamış. Ee tabii gücü Poseidon'a yetmeyince Athena'nın, Medusa nasibini almış Athena'nın kıskançlığından.
Bu cezayı vermiş vermesine de Athena'nın içindeki intikam ateşi sönmek bilmemiş. Yok demiş "Ben bu hatunu öldüreyim en iyisi. Kellesini alayım gitsin" Ama nasıl yapacak ki? Medusa tanrı falan dinlemeyip, kendisine bakan herkesi itinayla taşa çeviriyor. Üstelik Athena bu canavarı kendi elleriyle kendisi yarattı! "İyi halt etmedik mi acaba?" diye kara kara düşünürken, Athena'nın üvey kardeşi Perseus bir çözüm sunmuş kız kardeşine. Eee, üvey de olsa kardeş tabii. Atsan atılmaz satsan satılmaz. Hem tabii onu kızdırmanın ne demek olduğunu da biliyor Perseus. Bari ona bir iyilik yapayım da ileride bu iyilik bana bir şekilde döner diye düşünmüş. Athena'ya
"Üzülme bacım, sen hele ver bana şu kalkanını da gerisini bana bırak" demiş.
Perseus almış kalkanı, gitmiş Medusa'ya. Kalkanı bir ayna gibi kullanmış Perseus. Medusa, kalkanın üzerinde kendi yansımasını görünce birden kendi kendisini taşa dönüştürmüş. Perseus da hemencecik Medusa'nın kellesini alıvermiş. Bu esnada Medusa'nın akan kanından mitolojide Pegasus ve Khyrsaor olarak bilinen kanatlı mitolojik varlıklar doğmuşlar. İşte bu varlıkların aslında Poseidon'un çocukları olduğu iddia edilir. Zira Medusa öldürüldüğünde Poseidon ile olan ilişkisinden hamileymiş derler. Hatta bu hikaye günümüzde Floransa'da halen var olan bir heykelde tasvir ediliyor. Onun görselini de bırakıyorum şuraya hemen.
O günden beridir Medusa'nın kesik başının kötülüklere karşı bir koruyucu olduğuna inanılmış. Yani önce yok et, sonra kahraman ilan et mantığı o zamanlarda da varmış anlaşılan. Ve tapınakların, önemli binaların girişine mutlaka Medusa'nın bir rölyefi ya da heykeli yapılırmış. Yani Medusa aslında anlatıldığı gibi kötü bir kadın karakter falan değil. Athena'nın hırsına yenik düşen bir mitolojik karakter. Medusa günümüzde Yerebatan Sarnıcında ve Efes Antik Kentinde halen varlığını sürdüren kalıntılarda var. Aşağıdaki görsel de Medusa'nın Efes'teki tasvirlerinden bir tanesi.
Bugün dert anası olarak size Medusa'yı anlatmak istedim. Eğer hoşnut kaldıysanız bu anlatıdan, yorumlarda belirtmeyi unutmayın ki, bu kadar uzun aralar vermeden sizlere mitoloji hikayesi anlatayım ben de. Kendinize iyi bakın dostlar. Şimdilik hoşçakalın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram














