"Benim bir sorum olacak. Oğlum 12 yaşında internet ve oyun bağımlısı. Her gün okuldan öğretmenleri şikayet ediyor. Dersine çalışmıyor hep elinde telefon. Sosyal medya hesapları var oralarda oyun oynama grupları kurmuşlar arkadaşlarıyla. Ama babasından görüyor bunları hep. Eşimde oyun bağımlısı. Evin salonuna kurdular playsationu baba oğul devamlı oynuyor akşamları. Oğlum kalk dersini yap diyorum ama söz geçiremiyorum ikisinede. Eşimde sosyal medya hesaplarına çok bağımlı. Oradan attığı mesajları görseniz sanki çok mutluyuz evde canım eşim yemek hazırlamış deyip yemeğin fotosunu koyuyor ama gerçekte bu yemek olmamış tuzu eksik vs diyor bana gören duyan aman ne iyi eş evlerinde huzur var der gerçeği öyle değil. geçen yaz tatile gittik baba oğul telefondan başını kaldırmadı durmadan foto atıyorlar şunu yaptık böyle eğlendik diye ama eğlendiğimiz falan yok ha. Tatildeyken bile yeni oyun yüklediler onu oynadılar tabletten denize bile girmediler doğru dürüst. Eşim değişmez artık sanmam ama ben oğlum için korkuyorum. Bana bir öneride bulunsanız ne yapayım acaba ben."
Merhaba sevgili dertli dostum. Bugün sayende çağımızın annelerini genel olarak sıkıntıya sokan bir konu üzerinde duracağız anlaşılan. İnternet, oyun ve sosyal medya bağımlılığı günümüzde birçok insanı etkiliyor maalesef. Ve bundan en olumsuz biçimde etkilenenler de çocuklar oluyor.
Senin durumun için hemen şunu ifade edeyim ki, oğlunun yaşı henüz çok küçük. 12 yaşında olmasına rağmen elinde internete gireceği bir telefonunun olması, sosyal medya hesaplarına sahip olması sanki bana biraz da sizin hatanızmış gibi geldi. Yani o yaşta bir çocuğun eline akıllı telefon vermek, bence mantıklı değil. Şimdi " Ya acilen bizi araması gerekse, telefonu olmadığında nereden, nasıl arar?" şeklinde bir savunmaya geçeceğini biliyorum. Sizi acilen arayabileceği bir telefona ihtiyacı varsa, bu durumda eski tip tuşlu telefonlar ne güne duruyor? Madem maksat yalnızca acil durumlarda haberleşmek, her ne kadar modası geçmiş olsa da, kadim dostlarımız tuşlu telefonlar halen var. Ve sapasağlam çalışmaya devam ediyor. Az mı mesajlaştık, konuştuk onlarla zamanında yahu?😊 Hatırlasana onlar yeni çıktığında günümüzün en iyi telefonları kadar havalıydı nazarımızda. Tabii şimdi bu havalarını kaybettiler ama olsun. Yine de iş görürler.
Bu kez de şunu savunabilirsin, "Efendim okulda herkeste son model telefonlar var, oğlum istemez bu tuşlu telefonu kullanmayı. Hem çocuklar arasında eksik hisseder..." diye uzayıp giden düşünceler ortaya atman yüksek ihtimal... Sen ona başka bir seçenek sunmazsan, mecburen senin verdiğin telefonu kullanır. Kullanmak istemiyorsa, kendisi bilir. Arkadaşlarına gelince, bence arkadaşlarının aileleri de aynı uygulamaya başvursa hiç fena olmaz. Hani okulda tanıdığın veliler varsa, eminim onlar da aynı şeyden şikayetçidir. Baksana, "Oyun grubu kurmuşlar oynuyorlar" diyorsun. Bence o anneler de buna hayır demez. Hatta diğer annelerle görüştükten sonra bence hep birlikte bu konuyu sınıf öğretmenine aktarın. Öğretmen okula akıllı telefonları getirmeyi yasaklarsa ve sizler de anneler olarak her gün onları kontrol ederek okula yollarsanız, bu durum çözülür diye düşünüyorum.
Sevgili dertli dostum, bence asıl sorun oğlunda değil de eşinde. Ve çocuk babasından gördüklerini uyguluyor aslında. Eşin işten eve gelip de playstation'ı açıp, oğlunu da yanına alıp her akşam onunla beraber oyun oynarsa, çocuğun bu durumu normal görmesi kadar doğal bir şey yok. Yani orada eşin oğlunla oyun oynarken, sen istediğin kadar "oğlum dersini çalış, ödevini yap" de, çocuğun seni dinlemesi mümkün değil. Çünkü babası ona daha eğlenceli bir seçenek sunuyor. Öncelikle bu konuyu eşinle konuşman gerektiğini düşünüyorum. Ailede anne ve baba arasında söz birliği olmazsa, çocuk ebeveynlerden kendi işine gelenleri söyleyen tarafa yakın olur. Bu yüzden sana tavsiyem önce eşinle olan sorununu çöz. Onunla bu işin ciddiyetini konuş, oğlunun öğretmenlerinin şikayetlerini anlat. Ve oğluna karşı ortak bir tavır sergilemeniz gerektiğini ifade et.
Sosyal medya bağımlılığına gelince, günümüzün en çok üzerinde durulan konularından biri bu. Gerçek yaşamlarında mutsuz olan insanlar, sosyal medyada kendilerine olmak istedikleri gibi göründükleri sahte bir dünya yarattı. Sosyal medyaya bakarsan her an, herkes bir yerlerde kahve keyfi yapıyor, çok güzel yerlerde sonsuz bir mutluluk içerisinde yaşamları var. Eşler birbirinin aşk böcüğü, sevgi pıtırcığı. Çocukların hepsi mükemmel derecede başarılı, örnek çocuklar. Ama gerçekler öyle değil. Senin de ifade ettiğin gibi eşin, tuzsuz bulduğu bir yemeğin yemeğin fotoğrafını sosyal medyaya koyup, eşimin eline sağlık deyip, sonra da o yemeği beğenmediğini sana söyleyebiliyor. Veya hiç keyif almadığınız bir tatil, başkalarının gözüne mükemmelmiş gibi gösterilebiliyor. Ayrıca tatilde elinden telefon, tablet düşmeyecekse insanın, tatile gitmenin mantığı nedir ki? Bu emin ol birçok kimsenin yaşamında böyle. Ve bu konuda kesinlikle yalnız değilsin.
Sosyal medyada yaratılan sahte dünya, çocukları ve gençleri de etkiledi tabii. Öyle ki, çocuklar ve gençler ellerinde telefon, günün önemli bir bölümünü selfie çekmekle geçirip, sonra o fotoğrafları hesaplara atıp, kaç beğeni ve yorum geldiğini takip etmekle zaman geçiriyorlar. Hatta selfie çekilirken takındıkları, dudak büzmek, zafer işareti yapmak gibi pozları gerçekten güzel zannediyorlar. Aynen aşağıdaki pozda olduğu gibi...
Tabii bu konuda da yine ailelerini, abilerini ablalarını örnek alıyorlar. Yani sözün özü, her şey aile ile başlıyor. Bu durumda senin yapabileceğin en önemli şey, eşinle konuşup, çocuğunuzun iyiliği için hep birlikte bir aile terapistinden yardım almak olmalı. Günümüzde internet, oyun ve sosyal medya bağımlılığı birçok aileyi olumsuz etkiliyor ve hukukta artık bu, bir boşanma sebebi olarak kabul edilmeye başlandı. Buradan yola çıkılarak, ailelerin bu tip sorunlarını gidermek adına sosyal medya ve internet bağımlılığı terapileri veriliyor.
Eşini bu terapilere katılmaya ikna etmek, tamamen senin elinde. Belki kendisi terapiye katılmak istemeyebilir ama oğlunuzun durumunun ciddiyetini ve her geçen gün gerçek dünyadan nasıl koptuğunu ona anlatmalısın. Kendisi için değilse bile oğlunuz için terapiye gitmeye ikna olacaktır diye düşünüyorum. Üstelik bu terapilere başladıktan sonra, terapistin telkinleri sayesinde bugüne kadar nasıl hatalı davrandığını kendi gözleriyle görebilir.
Bu arada eşin işteyken, oğlunla sen ilgilendiğine göre, onun internete girmesini engelleyebilirsin diye düşünüyorum. Zaten bundan böyle okula akıllı telefonla göndermezsen, sorunun büyük bir kısmı çözülür. Okuldan geldiğinde ise, ödevlerini yapmadan internetin başına geçmesine engel olmalısın. onunla bir anlaşma yapın. Ve, ödevlerini yaparsa günün belli saatlerinde internete girip, oyun oynayabileceği konusunda anlaşın. Hatta madem babasıyla oyun oynamayı seviyor, akşamları bir saatliğine birlikte oyun oynasınlar. Ama o zamana kadar, mutlaka ödevlerini bitirmiş olması şartı ile. Tabii bu konuda babasıyla da söz birliği etmiş olun. Sözlerimi tamamlarken keyfin yerine gelsin diye sana Vasfiye Teyze'den bir caps bırakıyorum buraya 😉 Gerçekten de ne radyasyon aldık öyle, ne çektik biz 😊
Sevgili dertli dostum, benim sana tavsiyelerim bu yönde. Bunları bir uygula bakalım. Mutlaka işe yarayacak ve bir şeyler değişecektir. Gelişmelerden bizi de haberdar etmeyi unutma. Ayrıca okuyucularımız da sana yorumlardan tavsiyelerde bulunabilirler. Kendinize iyi bakın, takipte kalmayı unutmayın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram







