Merhabalar efenimmmm hoş geldiniz Varolgiller köşemize 😁
sanki tv programı sunuyorum da köşe möşe diye giriştim hahaha.
Şiirime başlamadan; ay pardon ne şiiri? Tocamla serüvenimize başlamadan önce bi hoş beş edeyim dedim malumunuz baya oldu ilk Varolgilleri yazalı nerede kaldığımı unuttum 😁
hemen kontrol edeyim size ışık hızından önce dönmüş olurum.
Evet, evet hatırladım tanışmamızı anlatmıştım (daha doğrusu tocam olacak adama, freni patlamış tır gibi yürüdüğümü anlatmıştım).
İşte efenim o ilk "yazma yaaağğğ uyucam bennnn" mesajımdan sonra efenime söyleyim ertesi gün yazışmaya devam ettik tabi. Yazışma diyemicem pek, çoğu zaman ben yazdım. Tocam da ara fon müziği gibi "hmm" "öyle mi?" gibi kelimeler yazmaya fırsat bulabildi.
Ee çenem düşük anacım ne yapayım bir yandan aklıma gelen abuk subuk şeyleri anlatıyorum. Diğer yandan da tepkisini kontrol ediyorum ara ara soluklanıp. Mert'in de bir şeyler anlatmasına fırsat veriyorum.
Tabi anlatacakları da genellikle sorduğum soruların cevabı. (Sorguya çeker gibi bir durum oluştu bir ara, eee normal değil mi hoşlaştım adamdan. Fikirlerini çevresini aile yapısını vs. öğrenmeye çalışıyorum sorgulamam gayet doğal) :)))
Konuştukça konuştuk saatlerce hem de. Pek net hatırlamıyorum kim kimden numarasını istemişti ama sizi tekrar bekletip bir tocama danışıp geleyim o hatırlıyordur kesin :)
Emin olamıyoruz "Hatırlamıyorum ama Whatsapp'tan daha çok foto atarım ayağına ben istemiş olabilirim" diye ifadede bulundu tocacım, hoş o istemese ben direk "Numaranı yaz heleeee" diyerek numarasını alırdım zaten. (Ay kız tarafı naz yapar falan demeyin sakın. Fazla naz da aşık usandırır derler gönlüme kafama huyu huyuma uygun bi adam bulmuşum. Nazın zamanı mı şimdi ayol?) 😂
Her neyseeeemmm bu telefon numarası konusuna Messenger'a bakmadan net açıklık getiremicem ama pek önemli detay da değil açıkçası sonuçta numaralarımızı birbirimize verdik ve bir tık ilerlemiş olduk. :))
Bak yine çenem düştü.😆
Neyse bir müddet de Whatsapp'tan muhabbet ettik. Sonra aniden aradı beni sağolsun :))
Nedense ilk kez telefonda konuşurken; hattın diğer tarafında kim olursa olsun, hele ki önemsediğim yada kendimi beğendirmeye çalıştığım biriyse, bir heyecan bir heyecan ki sormayın :))
Öyle bir durumda telefonla konuşma yapmadan önce bi eehmmm üühhhmm diye boğazımı temizlerim, siz bilmiyorsunuz ama borazan gibi sesim var. En azından annem öyle diyor hahaha
bana göre civciv ve karga karışımı bir tınıya sahibim. Şimdi ilk defa telefonda konuşacaksam, karga gibi çıkmasını istemem ee civciv de pek hoş değil... Nolurdu sankiii bülbül gibi sesim olaydı da şakıyaydım şurada 2 dakika. heççç.
Yine düşünce çizgimden saptım... Ne diyordum? Evett telefonla görüşmeye başladık ettik bir gün aradı. "Senin semtin oradan geçicem görüşelim" dedi. Ama görüşemedik.
Tabi ben hala konuşuyorum hep bir şeyler anlatıyorum (hala konuşup bir şeyler anlatıyorum. Bıkacak diye aklım gidiyor:)) Bazen gıybet yapasım geliyor ama hiç oralı olmuyor ya gıybeti sevmiyor adam yaaaa). Bir ara uyku konusunda baya sorunlarım oluşmaya başladı, o sıralar oturdum deprem konusunda makaleler okuyorum ve İstanbul'da büyük bir deprem olacak diye yazılıp çiziliyor. Ben de korktum doğal olarak, bunları Mert'e anlatıyorum konuşmalarımızda. Sonra da şakayla karışık dedim ki "Bak olur da deprem olursa, evde abuk subuk giyiniyorum dışarı çıkmaya utanırım zaten dışarı çıkmama fırsat kalır mı oda bilinmez ama oldu da enkaz altında kalırsam; en alt katta bahçe tarafından kurtarmaya gayret edin beni." Yalnız yaşıyorum o dönem. Hatta eski evimde otururken o kadar yalnızdım ki; sesimin kısıldığını bile fark etmedim bir ara...
Mert de (akıllı tocam) bana dedi ki, tamam sen konum at bana deprem olursa direkt sana koşarım.
Ben de konum attım. :)
Biz böyle konuşmaya devam ediyoruz. O, şu, bu falan ama günlük işe gidiş, yemek saati, paydos, eve dönmesi, duşunu alması yemeğini yemesi, her anını biliyorum canım tocam ya :)
Bir gün dedi ki "Bir işim var,1-2 saat işim bitince seni ararım." Ben de tamam dedim. O sırada da evi temizliyordum zaten. En azından telefona zırt pırt koşmam gerekmez dedim.
Aradan 1-1.5 saat geçti. Telefona bildirim geldi. Mert mesaj atmış "Al beni al!" diye, hhahaha tabi ciddi olduğunu sanmadığım için güldüm geçtim sonra bana demez mi? Şu şu sokak, burada şu emlakçı var! Tabi ben şok! 😲😲
Bir yandan seviniyorum ama diğer yandan "laaaan" diyorum, evi temizliyorum saç baş o biçim! Tipim kaymış, üzerimde zor duran kocaman bi eşofman ve Mert hemen yan sokakta, onu almamı bekliyor! Ne yapacağımı şaşırdım! Saç desen düzelmez, üstümü değiştirmeye kalksam, zaten buram buram çamaşır suyu kokuyorum. Ev desek allak bullak 😁
En son aaaammmmaaannn "Battı balık yan gider." diyerek evi olduğu gibi ve saçımı başımı da olduğu gibi bırakıp çıktım onu karşılamaya.
32 dişiyle bana gülümseyen adam vardı karşımda.
Bir de sürprizzz demez mi :) içten içe de "Tamam hoş sürpriz yaptın da insan ipucu verir. Bu halde baskın yapılır mı insana! Tipime bak!" diyorum :)
Bu arada Mert'le konuşurken bir ara, erik hastası olduğumu söylemiştim, bayılıyorum eriklere ya :)
Eve geçtik tabi oturması için yer açtım sonra gittim kahve hazırlamaya. Salona bir geldim, çantasından Bir şeyler çıkartıyor. Martın ortasında Tocam bana erik bulmuş getirmiş 💕
Bir erikle kandırdın ya beni be adam! Helal sana! 😂
Ara sıra kendisi de, söyler bir eriğe tav oldun diye 😁😁
o meşhur erikler de bunlar :)
İlk görüşmemiz de böyle oldu dostlar. Bir yandan deprem korkusu işlemişti içime. Diğer yandan erik hasretiyle kavruluyordum. Tocam ise, her ikisini de çözdü. Onunlayken deprem korkusu yok olmadı tabi ama en azından yalnız değildim artık bir şey olsa beni arayacak merak edecek biri vardı hayatımda. Aynı zamanda da mayıs haziranı beklemeden erik hasretime son vermişti :)
bu foti de o günden kalan bir hatıra.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram








