"Merhaba dert anası. Benim de bir derdim var. Kendimi bildim bileli çevreye, doğaya, hayvanlara karşı duyarlıyım. Yıllardır sokak hayvanlarının beslenmesine ön ayak olurum. Ağaçlara, çiçeklere zarar verilmemesi için uğraşırım. Çöplerin olur olmaz yerlere atılmaması için mücadele veririm. Fakat bunu yaparken insanlarla hep sorun yaşarım. Ve insanlar beni sevmez. Her şeye karışan, işgüzar, başka işi olmayan biri derler bana. Örneğin oturduğum sitede meyve ağacı var. Çocuklar dallarını kırarak koparıyor meyveleri. Çocuklara güzellikle "Yavrum dallarını kırmadan alın ki seneye tekrar meyve versin" dediğimde annesi bana "Sanane" diyebiliyor. Geçenlerde eşimle çocuklarla denize gittik. Orada bir grup çocuk kayanın çevresindeki midyeleri toplayıp sırf eğlenmek için üzerine taş vurup kırıyorlardı. Onlara da "Oğlum yapmayın onlar da canlı" dediğimde yine aynı şey oldu. Çocuğun annesi oradan bana ters ters laflar etti. Artık gerçekten yoruldum ben haksız değilim ki. Olması gerekeni aslında annelerin öğretmesi gerekeni söyledim. Ama maalesef anne ve babalar bu duyarlılıktan yoksun. Biz de çocuk büyüttük ama hepsi de bu duyarlılığa sahip olarak büyüdü. Oğlum üniversiteye gidiyor. Kısmetse seneye kızım da üniversiteyi şehir dışı yazarsa, biz de onunla birlikte daha sakin daha duyarlı insanların bulunduğu bir yere taşınmak istiyoruz. Yani aslında eşimle birlikte toplumdan kendimizi soyutlayacağımız bir yere gitmek istiyoruz artık. Bize ne tavsiye edersiniz. Yanlışı biz mi yapıyoruz acaba..."
Merhaba sevgili dertli dostum. Mesajını okurken zaman zaman aynı durumlara düşebildiğimizi hissettim. Ve emin ol nasıl bir şey olduğunu çok iyi anlayabiliyorum. Bu durumlara katlanabilmek için çelik gibi sinirlere ve büyük sabıra ihtiyaç var gerçekten. Bu genellikle bende olmadığından, bu tür diyaloglardan uzak kalmayı tercih ederim. Ancak doğru olan kesinlikle senin tavrın. Bence sen, tam olarak da olman gereken noktadasın. Ve hatta aramızda senin duyarlılığına sahip olan kimselerin sayıları artmalı.
Bilirsin, eskiden eğitimin büyük bir bölümü ailede alınırdı. Aile çocuğa görgü kurallarını öğretir, toplum içerisinde nasıl davranılacağını anlatır, ağaçlara, çiçeklere, hayvanlara zarar vermenin ne denli yanlış olduğunu anlatmaya gayret ederdi. Yani insanın yaşamasından kastın, hunharca dünyanın kaynaklarını sömürmek, canının istediği gibi davranıp, kendisinden başka herkese zarar vermek, rahatsızlık vermek değil de saygılı, duyarlı, bilinçli bir şekilde yaşamını sürdürmek olduğu çocuğa öğretilirdi. En azından benim çocukluğumda benim bulunduğum çevrede bu, böyleydi.
Evet bir meyve koparılacak ise, ağaca zarar verilmemeli. Deniz yıldızı, deniz anası veya midye de olsa, birilerinin dünyaya getirip, başıboş bıraktığı çocuklarının eğlencesi uğruna öldürülmemeli. Ve mümkünse bu, çocuğa bir başkası tarafından değil de anne, baba tarafından anlatılmalı. Tabii önce bunu anlatacak anne ve babanın bu bilince sahip olması gerekiyor. Fakat toplumun büyük bir yüzdesi, maalesef "saldım çayıra mevlam kayıra" şeklinde yaşayıp, çocuklarını da böyle büyüttüklerinden ötürü bu manzaralarla karşılaşılıyor.
Sana bu konuda tavsiyem, belediyelerin konu hakkında nasıl çalışmaları var bilmiyorum ama birileri ortalığa çöp atıyorsa, bunu görüntüleyip, belediyeye bildirebilirsin. Veya ağacın dalları zevk için kırılıyor, çevredeki canlılara zarar veriliyorsa, yine bu konuda belediyeye bir danışabilirsin. Belki uygulanan bazı yaptırımlar vardır. En azından bunu yapan kimselerin ceza alırlarsa, bir sonraki sefere daha dikkatli olabilirler. Yani çevre doğa umurlarında olmasa bile ceplerinden para cezası ödememek için -mış gibi davranabilirler.
Çekip gitme konusuna gelince, sen şimdi buradan uzaklara gitmenin çözüm olacağını düşünüyorsun ama bu bahsettiklerin her yerde karşına çıkacaktır. Çünkü dediğin gibi "Daha duyarlı insanların bulunduğu bir yer" olduğunu sanmıyorum. Kısmen daha iyi eğitim alan, daha kalbur üstü insanların yaşadıkları yerler olabilir. Ama bu tür kimselerin arasında da bahsettiğin tür kişiler yaşayacaktır. Bu nedenle eğer gidersen hayal kırıklığına uğrama.
Dersen ki benim sinirlerim artık daha fazlasını kaldırmıyor, şöyle daha doğayla iç içe, kalabalıktan uzak bir yerden yaşamak istiyorum, imkanın varsa elbette git. Ama sana tavsiyem, nereye gidersen git, bildiğin doğrulardan şaşma. Çünkü hep dediğim gibi, dünyayı ancak senin duyarlılığına sahip kimseler yaşanılası bir yer haline getirebilir. Bu duyarlılığa sahip olanların artması dileklerimle. Dert anasının tavsiyeleri şimdilik böyle. Hoşçakalın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram














