"Herkese merhaba. Bugün tesadüfen burada kayınvalideler hakkında gelen soru ve sizin cevabınızı ve kayınvalidelerle geçinemeyen gelinler için yazdığınız hikayeyi okudum. İnanın çok beğendim. Tebrik ederim sizi. Benim gelinede okutmak lazım bu yazılarınızı. Ben bir kayınvalideyim. Oğlumu 6 ay önce evlendirdim. Benim tek çocuğum oğlum başka evladım yok. Eşimle beraber ona güzel bir gelecek hazırlamak için didindik okuttuk çabaladık. Oğlum inşaat mühendisi çıktı. iyide bir yerde çalışıyor şimdi geliri iyi geçen sene evlendirmek istedim onu ama benim bulduğum kızları beğenmedi bu evlendiği kızı kendi buldu. ilk gördüğümde kızı içime sinmedi ama oğlum kırılsın istemedim evlendiler. Kız nasıl savruk tutumsuz eve kendine üstüne başına aldıklarının haddi hesabı yok müsrif tamam oğlumun maaşı iyi ama biraz tutumlu olun kızım diyorum dinlemiyor. Biz analarımızdan böyle görmedik yemek yaparken bile sebzelerin kabuklarını derin kessek anamız kızardı günah israf diye. geçen bi gittim sebzeleri soymuş yemek yapıcak ona belli etmeden çöpü bi açtım sebzelerin yarısı çöpte kızım günah dedim böyle soyulmaz bunlar amaann nolucak diyo nolucağı varmı benim oğlum çalışsın didinsin sen nolucak de. yaptığı yemekde yenmiyo zaten tutturmuş fırında körili kremalı tuhaf asortik yemekler oğlum bi sıcak ev yemeğine çorbaya hasret kaldı durmadan makarna yapıyo neymiş onlar özel soslu italyan makarnasıymış dışarda tabağını 50 liraya satıyorlarmış sonra elinden hiç iş gelmiyor temizlik desen yok ütüyü bile beceremiyor benim oğlum işe çift çizgili pantolonla gidiyo gömleklerinin yakaları kol ağızları temizlenmiyo bile o kadar para verip deterjan alıyo ama bilmiyorki nasıl yıkanır çamaşır söyleyincede dil pabuç kadar. bunca olana karşı oğlumda mutlu gibi görünüyor hayret ediyorum. şimdi oğlumun aklına girmiş yılbaşında parise tura gidelim diye benim oğlumda saf gidelim demiş ya yeni gelinsin sen senin neyine paris yarın öbürgün çocuğun olur biraz birikim yap değilmi. bunu duyunca dayanamadım dedim kızım annenin evindede her sene parise gidiyordun ondan sebep yılbaşında evde kalamazsın değilmi dedim. kıyamet koptu bu kez oğlumda kızdı bana ben onların iyiliğini istiyorum halbuki. bende bilirim eşimi alıp öyle gezip tozmayı yurtdışına gitmeyi ama bunları geride bırakıp gidemiyorumki uykum kaçıyor geceleri, açmı tokmu, bi derdi var söylemeyiyormu diye. Bir tavsiyede bana verin madem oğlum konuşmuyor benimle neyapaym düzelsin oğlumla aramız."
Merhaba sevgili kayınvalidemiz. Öncelikle daha önce yayınladığımız gelin ve kayınvalide ilişkilerine değinen paylaşımlarımızı beğendiğiniz için çok mutlu olduğumuzu size belirtmek isteriz. Biz bu tür çekişmelerde genellikle her iki tarafta da dengeyi sağlayacak çözüm önerileri sunuyoruz. Ancak sizin mesajınızı okuduğumda bu dengenin bir hayli bozulmuş olduğunu fark ettim. Bakalım sizin için neler söyleyebiliriz.
Sevgili dertli dostum, nereden başlayacağıma gerçekten emin değilim. Yani ortalık o kadar karışmış ki, derin kesilen sebze kabukları, iyi temizlenmeyen gömlekler, çift çizgili pantolonlar, evin temiz olmaması, gelin hanımın müsrifliği derken Paris işi de olaya vurucu darbe olmuş sanki. Ama siz de galiba kavgada sarf edilmeyecek sözleri sarf etmişsiniz gibi geldi bana. Denir mi yahu "Kızım annenin evinde her sene Paris'e gidiyordun sanki..." diye... Bana sorarsanız, bu söz hiç olmamış. Oğlunuz da size kızmakta sanki biraz haklı... Şimdi sözü dolandırmadan bu sorunların hepsine tek tek değineceğim
Mesajınızda şu dikkatimi çekti ki, siz yalnızca oğlunuzla aranızı düzeltmek niyetindesiniz galiba. Amma velakin aslında hem oğlunuz hem de gelininizle aranızı düzeltmeniz şart. Aksi halde bu kısır döngü hep devam eder. Oğlunuz size kıyamaz, bir süre sonra barışır ve gelininizle de aranızda bu çekişme sürer gider. Yarın öbür gün çocukları olur. Bu kez siz çocuk bakımını eleştirirsiniz. Torununuzun iyi yetiştirilmediğinizi söyleyebilirsiniz vs. Bu nedenler o kadar uzayıp gider ki, koca bir ömrün nasıl da tartışmalarla geçtiğini anlamazsınız bile...
Anladığım kadarıyla oğlunuzun evliliğini zaten çok da onaylamamışsınız. Sanki sizin tanıştırdığınız bir kızla evlenseydi oğlunuz, daha iyi hissederdiniz gibi geldi. Ancak bu noktada size şunu söylemek isterim: Hayat, yol ayrımlarından yani seçimlerden ibarettir. Ve herkesin kendi seçimlerini kendi yapması, bunların sorumluluklarını üstlenmesi, sonuçlarını iyi ya da kötü kendi gözleriyle görmesi gerekir. Bu evliliği yaparak, oğlunuz da bir seçim yaptı. Kendi yaşamı için önemli bir adım attı. Şimdi de bu yaptığı seçimin sorumluluğunu üstlenip, sonuçlarını değerlendirmesi gerekiyor. Zaten oğlunuzun herhangi bir şikayetinin olmadığını, mutlu göründüğünü de söylemişsiniz. O zaman daha niçin kendinizi üzüyorsunuz?
Sevgili dertli dostum, bilirim anneler nazarında evlatlar hiç büyümez. Her zaman onlar için en iyisini isteyip aynen çocukluğunda yaptığınız gibi korumaya kollamaya çalışırsınız. Ama diğer yandan da artık oğlunuzun büyüdüğünü, kendi kararlarını verdiğini, kendi yaşamını bu kararlarla düzenleyebileceğini kabullenmelisiniz. Dolayısıyla geceleri boşuna uykunuz kaçmasın. Oğlunuz eğer açsa, kalkıp yemeğini yer. Evdeki yemeği gerçekten beğenmemişse, yine aç kalmaz, dışarıdan bir şeyler söyler. Veya eşinin yemeklerini sevmiyorsa, bunu ona güzel bir üslupla söylemesini de bilir. Gerçekten pantolon ütülerinden rahatsızsa veya gömleklerinin yeterince temiz olmadığını düşünüyorsa, bunu da eşiyle konuşabilir diye düşünüyorum. Bu yüzden lütfen uykularınız kaçacak kadar üzmeyin kendinizi. Zira sizin içiniz içinizi yerken; oğlunuz ve gelininiz huzurlu yuvalarında, gayet mutludurlar buna eminim.
Siz bir anne olarak, çocuğunuz için elinizden gelen her şeyi yaptınız. Eminim çok iyi bir anne oldunuz. Yemediniz, yedirdiniz. Giymediniz, giydirdiniz. Onun iyi bir eğitim alması, hayatta ayaklarının üzerinde durabilmesi, iyi bir mesleğe sahip olması adına okuttunuz ve yapılması gerekenlerin hepsini yaptınız. Ve oğlunuz artık yuvadan uçtu. Kendi yuvasını kurdu. Böylelikle artık sizin ona karşı olan sorumluluklarınız bitti. Şimdi sorumluluk alma sırası oğlunuzda. Bırakın, evinin yuvasının sorumluluğunu üstlensin. Eşiyle bir sorunu olursa da bunu kendi çözsün.
Şimdi şu sebze doğrama meselesine değinmeden edemeyeceğim. Evet eskiler tutumluydu, sebzelerin kabukları derin soyulmaz, her şey değerlendirilir, israftan kaçınılırdı. Ama siz gidip de gelinin evindeki çöp kutusunu ona fark ettirmeden, sırf kontrol amaçlı açıp, o sebze kabuklarının kalınlığını gördüğünüzde buna tepki veriyorsanız, bu çok doğru bir davranış değil. Bunun yerine zamanı geldikçe ona tatlı dille nasıl tutumlu olunacağını veya yemek konusunda, temizlik konusunda gördüğünüz eksiklerini söyleyebilirsiniz. Eğer siz bunu iğneleyici bir tavırla yaparsanız, gelininiz hiçbir zaman sizin söylediklerinizi yapmaz ve sizinle inatlaşmak için hep zıttını yapar. Lütfen aranızdaki ilişkiyi bir güç savaşına çevirmeyin.
Bir de Paris konusunu ele alalım. Yeni evlendiler diyorsunuz. Henüz çocukları da yok. Peki sorarım size sevgili kayınvalidemiz, bu gençler şimdi gezmeyecekler de ne zaman gezecekler? Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin şimdi, sizin kızınız olsaydı, onu evlendirseydiniz, yılbaşına eşiyle beraber Paris'te girmesinden mutluluk duymaz mıydınız? Peki aynı mutluluğu neden oğlunuz ve gelininiz için de duymuyorsunuz? Hiç birimiz hayatımız boyunca her yılbaşını Paris'te geçirmedik. Ama bir yılbaşını olsun böyle özel bir yerde geçirmek hoş olmaz mıydı? Zaten yarın öbür gün çocukları olduğunda, bu tatillerin hepsi çocuğa endeksli şekilde hazırlanacak. Şimdi bence tam zamanı. Hem oğlunuz bu Paris turunu karşılayamayacak maddi durumda olsa, zaten gidelim demez öyle değil mi? Ayrıca endişelenmeyin, önce biraz evliliklerinin keyfini sürsünler, birikim de yapmaya başlarlar. Bu yüzden bu konunun dışında kalmaya çalışın bence.
Gelelim oğlunuz ve gelininizle aranızı nasıl düzelteceğinize. Öncelikle oğlunuzu ve gelininizi arayıp, onlardan ayrı ayrı özür dilemelisiniz. Özür dilemenin yaşı, büyüğü küçüğü olmaz. Hatalı olan herkes özür dilemeli. Siz de hata yaptığınız, agresif tutum sergileyip onları kırdığınız için lütfen onlardan özür dileyin. Sonra da şöyle güzel bir anne sofrası hazırlayın. Davet edin onları. Kabuklarını ince kestiğiniz sebzelerden hazırladığınız yemekleri, oğlunuzun sevdiği çorbaları ikram edin oğlunuz ve gelininize. Ama tabii bu yemek sırasında yine iğnelemeye kalkmayın olur mu? Yoksa tüm bu zahmet boşa gider ona göre😊 Hatta yalnızca oğlunuzun değil, gelininizin sevdiği yemekleri de yapın o akşam ve hep birlikte ağız tadıyla güzel bir yemek yiyin, barışın olmaz mı?
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram






