"Sevgili dert anası sana birşey danışmak istiyorum. Ben samimi, sıcakkanlı bir kimseyim. Çevremde birçok arkadaşım var. İnsanları seviyorum. Ama galiba safım biraz. İnsanlara güveniveriyorum hemen. İş yerinde hemen herkesle samimiyiz. Akşam iş çıkışı bir yerlere gidip takılıyoruz ve hafta sonları bile buluşuyoruz. Eğlenmeye sinemaya falan gidiyoruz. İş yerinde bir çocuk var. Ondan çok hoşlanmıştım. Bir de kız arkadaşım var iş yerinden. Ona çocuktan hoşlandığımı falan anlatmıştım yani. Kötülük beklemedim kızın sırrımı başkasına söyleyeceğini düşünmedim. Fakat kız gitmiş iş yerindeki herkese anlatmış bunu. Pazartesi işe bi gittim herkes pis pis sırıtıyor. İmalı laflar sokuyor bana ve çocuğa falan. Önce anlam veremedim ama sonra anladım durumu. Üstelik çocuğun nişanlısı varmış benim bundan haberim yoktu. Çocukla samimi değildik yani hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bilsem nişanlı olduğunu böyle birşey düşünmezdim bile. Benim konuyu açtığım kız herkese anlatınca bu durumu çocukta zor durumda kaldı. Daha önce selamlaşırdı benimle artık benim çalıştığım bölümün önünden bile geçmiyor. İş yerinde herkese rezil oldum. Birde çok pis dalga geçiyorlar iş yerinde biri eşek şakası yapmış masamın üstüne kalp çizmiş çocukla adımın baş harflerini yazmış ben yemekteyken öğlen. Geldim onu gördüm sinirlerim oynadı. Ben ne yapayım şimdi. İşe gitmek istemiyorum. İşi bırakmayı bile düşünüyorum. Çocuktan özür dilesem mi yani bilmiyorum ne yapacağımı. Yardım et lütfen bundan bir çıkış yolu olabilirmi sence."
Merhaba sevgili dertli dostum. Mesajını okurken içimden birden sizin iş yerinin patronu olup da ortalığı ilkokul zeka seviyesine döndüren şu densizlerin hepsini işten kovasım geldi! Bu nedir yahu! İş yeri değil çocuk parkı mübarek! Masaya kalp çizmeler, insanların özel durumlarıyla dalga geçmeler falan!
Neyse, başlarken şuraya iki adet mutlu dedikoducu cadı bırakalım. Ortadaki kazan konu başlığımızı, cadılar da senin şu iş yerindeki boş boğazları temsil etsin. 😆 Özellikle şu verdiğin sırrı tüm iş yerine anlatan kıza bitirirken çok orijinal bir hediyem olacak dertli dostum.
Bu iş yerinin hangi alanda faaliyette olduğundan bahsetmemişsin ama anlattıklarından hareketle orada atomu parçalayacak kadar ciddi işler yapılmadığı kesin. Yani gayet lakayt bir firma izlenimi uyandı bende. Öyleyse başka iş mi yok dertli dostum? Bir iş yerinin çalışma şartları kadar ortamı da son derece önemlidir. Böyle bir ortamda her ne işi yapıyorsan yap verimli olman mümkün değil. Hele ki kendin için güzel bir kariyer geleceği gibi hedeflerin varsa, bu ortam senin için daha da olumsuz. Madem aklına işi bırakma düşüncesini koymuşsun, bence CV'ni yavaş yavaş başka firmalara göndermeye başla derim sana. Çünkü bu seviyesizliğin arasında insan kolayca ruh hastası olabilir. Bence zaten doğru kararı vermişsin.
Orada çalışmaya devam ettiğin süre içerisinde de bu densizleri hiç ciddiye alma. Çok abartırlarsa, durumu bir yöneticiye bildirmekten çekinme. Emin ol hak ediyorlar. Bırak arkandan ispiyoncu desinler. Onlar da sütten çıkmış ak kaşık değil sonuçta.
Şimdi sana bir dert anası tavsiyesi vereyim. Sevgili dertli dostum sen, sen ol bundan böyle insanları yeterince tanıyana kadar, arana biraz mesafe koy. Evet anlıyorum seni, söylemişsin zaten sıcakkanlıyım,insanları seviyorum diye. Ama her zaman insanlara bu denli güvenip de birden samimiyeti arttırma. Hele ki iş yerinde daha da dikkat et.
Benim tamamen şahsi fikrim, katılmayanlar olabilir ama bana göre çok istisnai durumlar dışında iş yerindeki arkadaşlıklar iş yerinde kalmalı. İlişkiler dışarıya taşındığında bazen işte böyle durumlar yaşanabiliyor. Eğer bir kimseyle çok iyi anlaştıysan, onunla mutlaka dışarıda da arkadaş olmak istiyorsan kesinlikle onu yeterince tanımadan bu düşünceni eyleme dökmemeni tavsiye ederim sana.
Ne demiş eskiler, "Bir musibet bin nasihatten iyidir." Bu musibeti gördüğün için bundan böyle daha temkinli davranırsın diye düşünüyorum.
Çocuktan özür dileme durumuna gelince, bana göre ortada özür dilenecek bir şey yok. Sen onun nişanlı olduğunu bilmiyordun. Ondan sadece hoşlandın hepsi bu. O ağzında bakla ıslanmayan arkadaş, biraz sessiz kalmayı başarsaydı, zaten bunlar yaşanmayacaktı. Ve sen birkaç gün içinde kendiliğinden çocuğun nişanlı olduğunu öğrenecektin. Dolayısıyla bunda senin bir suçun yok. Ama onunla bu konu hakkında konuşmayı çok istiyorsan, elbette konuşmalısın. Ona kötü bir niyetinin olmadığını söyleyip, olanları anlat. Anlayışla karşılayacağını umut ediyorum.
Sevgili dertli dostum, dert anası olarak benim sana tavsiyelerim şimdilik böyle. Bitirirken şu küreği o dedikoducu arkadaşına hediye ediyorum. Bunu alsın, ağzının ortasına şöyle okkalı bir tane vursun da bir daha öyle boş boş konuşmasın. 😆😆😆 Okuyucularımız da sana yorumlardan kendi önerilerini sunabilirler. Kendinize iyi bakın dostlar. Şimdilik hoşçakalın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram







