"Dert anası merhaba. Ben de bir derdimi seninle paylaşmak istiyorum. Sizi takip ediyorum ve önerilerinizden kendi üzerime düşen payı alıyorum. Benim derdim de aslında küçüklükten beri üzerime yapışmış bir şey, engel olmak istesemde bu virüs beni bırakmıyor. Kendimi sürekli insanlara fikir verirken buluyorum. Hani bir grup içinde olursunuz ve size dönüp "sen ne düşünüyorsun?" derler ya. O kişi benim işte. Fikir vermeyi, o fikri yapmaktan daha çok seviyorum. Bir ekonomist ya da büyük bir girişimci değilim, benim payıma medikalci olmak düştü. Lakin iş buysa fikir de bu derim. Elimde olmadan o işin artıları ve eksileri üzerinde kafa yorarım. Bireysel, tek ortaklı, kollektif yüzlerce şirket kurup kapattım kafamda. Birçok tanıdığımı KOBİ olmaya da ikna ettim. Ve uzun yılların sonunda en azından şimdilik bu fikirlerin bana bir faydası olmadığını fark ettim. Hani derler ya, "bana faydası olmayan kilisenin papazını neyleyim". Ben de tam o noktadayım. Bu virüsü içimden atmak istiyorum. Yardım edin!"
Merhaba sevgili dertli dostum. Anladığım kadarıyla bulunduğun çevrede herkes seni seviyor, sayıyor. Birçok konu hakkında bilgi sahibi birisin. Ve haliyle herkes sana bir şeyleri danışmadan edemiyor. Sen de fikirlerini çevrenle paylaşarak onlara bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyorsun. Ama gel gelelim bunları kendine uygulamaya gelince, işler değişiyor. Tavsiye ettiğin fikirleri kendi yaşamına uyarlama konusunda bir sıkıntı yaşıyorsun. Hani derler ya, terzi söküğünü dikemez! Seninki de biraz böyle olmuş sanki.
Sevgili dertli dostum, sanırım arkadaşların ve çevren sana genellikle iş yönünden fikirlerini danışıyorlar. Bu konu çok dikkatli olunması gereken bir şey aslında. İnce eleyip sık dokumak lazım. Yapılan en ufak bir hata, bütün birikimlerin ve emeklerin yok olması anlamına gelir ki, bunları sen benden çok daha iyi biliyorsundur zaten. Fikirlerini kendi yaşamına uygulayamaman aslında senin bu konuda bilgilerinin hayli fazla olmasından kaynaklanıyor. Hele ki ekonomik şartların çok olumlu yönde seyretmediği şu zamanlarda bir iş yeri açmak, hiç basit bir durum değil. Bence sen bunu göze alamıyorsun ve bu nedenle fikirlerini gerçek yaşama uygulayamıyorsun.
Takdir edersin ki gerçek yaşamda bir iş yeri açmak, düşüncelerinde kurduğun ve kapattığın şirketlere benzemez. İş fikirleri çok iyi, çok başarılı hatta mükemmel olabilir. Fakat bu fikirlerin işlemesi için dengeli piyasa koşullarına da ihtiyaç vardır. Bir de tahmin ettiğim kadarıyla, detaycı bir yapın var. Bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar planlayan bir niteliğe sahipsin sanırım. Bu durum, çeşitli hesaplamalar yapmana ve bunların sonucunda da girişimlerinden vazgeçmene neden oluyor. Belki de şu piyasa koşullarında en doğrusunu yapıyorsundur dertli dostum. Yani bence sen, şu an olması gerekeni uyguluyorsun.
Mesajında bu durumun, uzun yıllardır bu şekilde sürdüğünden bahsetmişsin. Belki daha önce eline hiç planladığın gibi şartlar geçmemiştir. Piyasa koşullarının hep bozuk olduğu dönemlerde bazı planlar yapmışsındır. Tabii konunun bu kadar detayını bilemem. Ama ilerleyen zamanlarda şartların daha iyi olduğu bir dönemde yapacağın bir girişim bence seni gayet iyi yerlere getirecek. Yazdıklarından bunun havasını hissettim.
Sevgili dertli dostum, girişim planlarını yaşama geçirmen için galiba ihtiyacın olan bir diğer şey daha var. Bu da birazcık daha fazla cesaret. Sen şimdi konunun detaylarını bildiğin için çok ince hesaplar yapıyorsun. Bu hesaplar, bazen karşına olumsuz ihtimalleri de getiriyordur mutlaka. İşte bu durumlar, senin çoğu zaman geri çekilmenin nedeni olabilir. Bilirsin, tüm girişimler belli bir riski beraberinde getirir. Eğer cesaretli olmazsan, hiçbir zaman fikirlerini yaşama geçiremeyebilirsin. Tabii yine tüm planlamalarını yap, uygun zamanı kollamaya devam et. Bu esnada hangi iş fikirlerinin daha karlı olduğu gibi konuları araştır. Ama eline bunları yaşama geçirecek bir fırsat ulaştığında, bence bunu es geçme. Göreceksin, her şey istediğin gibi tıkır tıkır ilerleyecek.
Mesajının bir diğer konusu da, çocukluğundan bu yana çevrende adeta "bilir kişi" olarak muamele görmen. Bence bu aslında çok kötü bir şey değil. Sen bunu "virüs" olarak nitelendirsen de insanların sana güvenmeleri, bazı konularda fikirlerini sormaları bence gurur verici bir şey. Hele ki bu zamanda insanın insana güveni kalmamışken, herkesin sana fikirlerinde güvenmesi bence gayet olumlu bir şey. Bir de girişim fikirleri konusunda bilgili olman bunda etkili tabii. Ama galiba bundan biraz yorulmaya başladığını fark ettim. Belki insanları yanlış yönlendirmekten de korkuyor olabilirsin. Hele ki fikirlerini kendin için uygulayamazken, bunların diğer insanlara da zarar vereceğini düşünüyorsundur belki de.
Fakat kendin söylemişsin, "birçok tanıdığımı KOBİ olmaya ikna ettim" diye. Demek ki insanlara faydalı da olabiliyorsun. Bu nedenle sen yine fikirlerini paylaşmaktan korkma. Herkesin bu yaşamda bir rolü vardır. Sana düşen rol de insanlara bazı fikirleri sunmak galiba. Fakat üzerinde aşırı bir baskı kurulduğunu düşündüğün anlar olursa, bunu da çevrendekilerle paylaşmaktan çekinme. O anda kendilerine doğru fikirler sunamayacağını, sordukları konu hakkında herhangi bir bilgin yoksa bunu ifade etmeyi sakın ihmal etme dertli dostum. Bu sayede daha az yorulacağını düşünüyorum.
Cevabımı sonlandırırken aklıma bir fikir geldi. Günümüzde kariyer danışmanlığı, girişim uzmanlığı gibi meslekler var. Bunları bir araştırsan, acaba kendine böyle bir çalışma alanı kursan mı diyorum. Madem fikirlerin var, ve fikir vermeyi uygulamaktan daha çok seviyorsun; bunları insanlara sunarken aynı zamanda kazanca da dönüştürebilirsin belki. Bence bu söylediğimi bir araştır dertli dostum. Şimdilik hoşçakal ve kendine çok iyi bak. Okuyucularımız da sana yorumlardan düşüncelerini iletebilirler. Dert anasını takip etmeyi unutmayın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram





