Herkese merhaba. Bir süredir fark ettiğiniz üzere buradan uzağız. Bu zaman zarfında iletişim kutusundan dert mesajları geliyor. Ve biz bunları cevaplayamadık. Blogger dostlarımız yorumlardan halimizi hatırımızı soruyorlar. Onlara da cevap veremedik. Öncelikle arayan soran herkese sonsuz teşekkürlerimizi iletiriz. Ancak son zamanlarda bazı sorunlarımız olduğundan blogla ilgilenecek pek halimiz yok. Bu nedenle bugün sizlere açıklama yapma gereği duyduk.
Aslında dün bloğumuzun doğum günü idi. Geçen yıl 3 Ekim tarihinde sizlere "merhaba" demiştik. Ve daha önceden aklımızda bloğumuzun doğum gününü renkli ve eğlenceli bir şekilde güzel bir etkinlik ile kutlamak vardı. Fakat gelişen bazı olaylar dolayısıyla bunu yapamadık.
Bildiğiniz üzere geçen hafta merkez üssü İstanbul Silivri olan bir deprem atlattık. Elbette deprem ülkemizin bir gerçeği ama gördük ki 20 yıl öncesinde meydana gelen Marmara depreminden sonra hiçbir şey değişip gelişmemiş. Öyle ki bu şiddetteki depremde dahi "orta hasarlı" veya "ağır hasarlı" hale gelebilecek binalar var. İşte bu binalardan biri de dert anamız Aso'nun Avcılar'da yaşadığı bina oldu. Yaşanan deprem sonrasında binada ciddi çatlaklar meydana geldi. Sonrasında gelen belediye görevlileri binayı "orta hasarlı" olarak kabul edip bu yönde rapor verdiler.
Hal böyle olunca Aso'nun o binada bir gece daha kalmaya tahammülü yoktu. Depremin olduğu gün eşi ile birlikte Antalya'ya yola çıktılar. Zaten Antalya'ya taşınma niyetleri vardı. Bina artık oturulamaz hale gelince bu niyetlerini biraz daha hızlı gerçekleştirmek zorunda kaldılar. Şu anda Aso Antalya'da işlerini halletmek, bir ev tutmak ve yeniden başlamak için uğraşıyor.
Bana gelirsek, bilirsiniz Aso benim can dostumdur. Onun yaşadığı bu olaylar beni zaten çok üzüyor. Üstüne üstlük ben depremin merkez üssü olan Silivri'de yaşıyorum. Ve bir de çatı katındayım. Bu iki unsur birleşince, en hafif artçı sarsıntıları dahi şiddetle duyuyorum. Oturduğum binada hiçbir hasar olmamasına, kendimi bir adımda sağlam bir çatı terasına atabilecek olmama karşın, depremin kendisi yeterince korkutucu bir şey. O sarsıntıyı o toprağın gürültüsünü hissetmek bile yeterince sinir bozucu. Dolayısıyla bilgisayar başına geçip bir şeyler yapamıyorum şu sıralar.
Bir diğer sorunum da yine sağlık durumumun bozulmuş olması. Hashimato tiroiti hastası olduğumu sanırım herkes biliyordur. Yapılan tahlillerde tiroit iltihabının arttığı ortaya çıktı. Buna bağlı şekilde şiddetli kalp çarpıntıları, kolesterol yüksekliği gibi sorunlarla mücadele ediyorum. Fakat bu kez bu konuda gerçekten uzman bir doktora ulaştım, tedavim daha profesyonel şekilde yapılıyor.
Ancak tüm bu olanları atlatıncaya dek, sanırım bir süre daha buralarda olamayacağız. Destek olan herkese sonsuz teşekkürler. Tekrar görüşmek dileği ile. Şimdilik hoşçakalın.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Instagram




