Efendim herkese merhabalar. Bakıyorum da bu ara yine dertlere kederlere fazlasıyla kapılmışız . Diyeceksiniz ki "Ee dert anası değil misin? Başka ne işin olacak! Cevapla tabii gelen soruları!" Elbette soruları cevaplıyorum ama hep dert hep dert nereye kadar! Hele ki yeni yıla saylı günler kalmış, herkesin içinde yeni yıla dair bir heyecan varken dedim ki, bugün size keyifli bir hikaye anlatayım.
Hani geçenlerde Arakne'nin hikayesi ile mitolojik konulara değinmiştik. Sizlerden de olumlu tepkiler aldı. O zaman bugün size mitolojiden başka bir hikaye anlatayım istiyorum. Büyük şehirlere tıkılıp kaldığımızdan bu yana, sabahları genellikle telefonların sevimsiz alarmları, sokaktan geçen arabaların kornaları, apartmandaki komşuların gürültüleriyle uyanmaya son derece alıştık. Ancak büyük şehirlerden uzakta, doğayla iç içe yaşayanlar, hala horoz sesiyle uyanabiliyor. Hatta "vakitsiz öten horozun başını keserler" sözü de buradan geliyor. İşte bu horozların, mitolojide oldukça ilginç bir hikayesi var.
Yunan mitolojisine göre Tanrıların Tanrısı Zeus'tur. Bir de onun eşi vardır, Hera. İşte bu Hera diğer Tanrıçalara kök söktüren bir kadın aslında. Her fırsatta Yüce Zeus'un eşi olduğunu hatırlatan, diğerlerine "Hööyyt hizaya gelin sizin karşınızda koskoca Tanrılar Tanrısı Zeus'un eşi Hera var!" diye tavır alan bir tip. Tabii aynı zamanda çok güzel bir hatun kendileri. Ve doğal olarak da etrafında kendisinden daha güzel birilerinin olmasına hiççç ama hiç tahammülü yokk.😊 Hal böyle olunca bizim Güzellik Tanrıçası Afrodit pek bir gözüne batıyor Hera'nın. Üstelik Afrodit hafiften Zeus'a yazmaya başlayınca, amaan Hera sinirinden deliye dönüyor. Bu arada Zeus da az değil hani. Mitoloji aleminde Zeus'un halvetine girmeyen hatun yok gibi. Bunu başka bir gün anlatırım unutmazsam. 😊
Hera, Zeus ve Afrodit'in yakınlaşmasına daha fazla dayanamıyor tabii Zeus'a " Bu iş böyle olmaz bey, evli evine köylü köyüne, bizim bu Afrodit'i evlendirelim de bari, evini yuvasını bilsin" diyor. Zeus da Tanrılar Tanrısı ama Hera'nın karşısında dut yemiş bülbül gibi oluveriyor. Çaresiz kabul ediyor.
Hera Afrodit'i kendi oğlu ile evlendirmeye karar veriyor. Bu oğlunun adı Hephaistos bu arada. Kendisi "Ateşler Tanrısı" olarak geçiyor mitolojide. Ama nasıl çirkin nasıl, gudubet tarifi imkansız yani! Üstelik size bir dipnot vereyim; babasının Zeus olmadığına yönelik dedikodular da var.😊 Bu arada hemen bir Zeus ve Hera görseli paylaşayım sizin için. Mitolojik heykellerde bu şekilde tasvir ediliyorlar kendileri.
Afrodit Hera ile başa çıkamayacağını biliyor tabii mecbur evleniyor Hephaistos ile. Hera da çok fenaaa yalnız, madem evlendireceksin Afrodit'i kocandan uzak dursun diye, bari hoş bir adam bul değil mi? Özellikle en çirkin oğlunu seçmenin ne gereği var ama!
Afrodit evlenmiş Hephaistos'la ama adam her gün, hatta geceleri de demircilikle uğraşıp, eve üstü başı kirli geliyormuş. Üstünü başını bile temizlemeden sofraya oturup yemeğini yiyor, sonra da devrilip yatıyormuş! Afrodit'le ilgilenmek söyle dursun, yüzüne bile bakmıyormuş. Afrodit bir süre katlanmış bu duruma ama bakmış olacak gibi değil. O da önüne gelen yakışıklılarla gününü gün etmeye başlamış. Ancak bu yakışıklıların içinde bir tanesi var ki, Afrodit ona fena kaptırmış gönlünü. Yakışıklı, güçlü, mert, yiğit olan bu adam Savaş Tanrısı olarak anılan Ares'ten başkası değilmiş.
Aynı zamanda Ares yabancı değil. Bizim Zeus ve Hera'nın oğlu! Doğal olarak da Hephaistos'un kardeşi! Bak sen şu işe, Afrodit çaktırmadan tüm aileye yürüyor! Hem babası hem iki oğlu... Neme lazım biz sevmeyiz böyle cıvık ilişkileri değil mi ama ?😊 Efendim Afrodit'in Ares'le olan ilişkisi mecbur geceleri devam ediyormuş. Hephaistos sabahlara kadar çalışır, eve sabaha karşı dönermiş. Bu durumda da Afrodit, Hephaistos kapıdan çıkar çıkmaz Ares'i alıveriyormuş eve! Ama tabii kapıya da bir nöbetçi koymayı ihmal etmiyormuş. Olur da bu deli adam eve erken döner, neme lazım başımız derde girmesin diye. 😊
Bu nöbetçi, sabahları güneş doğmadan önce Ares'i kaldırmakla görevliymiş. Bu sayede Hephaistos eve dönmeden Ares, evi terk ediyormuş. Hani yakalanmasın da abisine "bizim yenge gece yalnız korkmuş ondan geldim abi" demek zorunda kalmasın diye😊 Tabii tüm bunlar yaşanırken tüm Atina yıkılıyor dedikodulardan! Afrodit ve Ares işi, cümle aleme duyulur da Hephaistos sağır sultanı oynayacak değil ya. O da duymuş tabi! Ve bunları birlikte yakalamaya, herkese rezil etmeye and içmiş.
Hephaistos demirden, görünmez bir ağ hazırlamış, yatağın üzerine bunu yerleştirmiş. Bu ağ Hephaistos'un sihirli güçlerini içeriyormuş. Bu güçlerin etkisiyle sabah güneş doğar doğmaz ağ, Afrodit ve Ares'in üzerine kapanacak, böylelikle onları bir arada yakalayacakmış Hephaistos. Ama tabii Ares, zaten gün doğmadan evden çıkacağı için pek sorun olmayacak gibi duruyor bu düzenek değil mi? Bu sefer öyle olmamış, kapıdaki garibim nöbetçi uyuyakalmış! O uyuyunca Afrodit ve Ares de uyumuş, güneş doğmuş, demir ağ bizimkilerin üzerine kapanmış, Hephaistos da bunları yakalamış!
Olay tabii Zeus'a Hera'ya duyulunca kıyametler kopmuş. Ama ne de olsa Ares, Hera'nın oğlu kıyamamış, onu bizim Trakya taraflarına sürgün etmeye karar vermişler. Ama bizim Ares pek bir içerlenmiş bu nöbetçiye. Tam gidecekken Trakya'ya "Oğlum şimdi elimi kana bulamayayım seni öldürmeyeceğim ama öldürmekten beter edeceğim" demiş. Ve tutmuş nöbetçiyi bir horoza çevimiş. Ve demiş ki Ares" Bundan böyle o bet sesinle sabah sabah ötüp, herkesi kaldırmakla görevlisin! Bu cezan kıyamete kadar bakidir!"
İşte sevgili dostlar o gün bu gündür, horozlar sabahları erkenden güneş doğmadan öter, insanları uyandırırmış. Bu arada Afrodit'e ne olmuş? derseniz, bu hikayede bir şey olmamış ama Hera zaten sonradan onun burnundan fitil fitil getirmiştir dünyayı. Daha sonra bunlara da değinirim merak ederseniz.
Umarım hikayemizi beğenmişsinizdir. Görüşlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Takipte kalın dostlar.
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram






