Bizim sayfamızı ziyaret edip, burada dert dinlediğimizi, kendimizce önerilerde ,tavsiyelerde bulunduğumuzu anlayınca illa ki aklınızdan "Bu iki delinin kendi derdi yok mu da elalemin derdiyle uğraşıyorlar?" gibi bir şeyler geçmiştir :)
Derdimiz hiç olmaz mı?? Kilosuna para istesek, milyoner oluruz da hani derler ya, "Terzi kendi söküğünü dikemez" Bizde de o misal :) Bazen bize gelen soruların, dertlerin benzerleriyle arkadaş, aile çevresinde karşılaşmışızdır. Ve tecrübe edinerek "haa durum böyleyse, daha önce eşimin dostumun da başına geldi. Şu adımları izledi ve böyle oldu" diyerek dert sahibi arkadaşlara, daha önce yaşanılmış adımları tekrarlayıp, hüsrana uğramaması adına farklı yollar gösteriyoruz. Neyse lafı uzatıp, kendimi hem sizi karıştırmadan konuya girelim.
Bu sefer dert anası olarak çok üzüntü duyduğum bir konuyu size anlatacağım. Veee bu sefer sizin bana dert analığı yaparak tavsiye de bulunmanızı isteyeceğim :)
Hazırsanız başlayayım! Olay biraz uzun, malum ben de (Aso) özet geçemiyorum. Tam kapsamlı anlatayım ki, ekstradan sorular kalmasın havada :)
2009 yılında, yine internet üzerinden tanıştığım ve zamanla kardeşim, arkadaşım, dostum diye çok sevdiğim bir yakınım olarak hayatımın büyük bir ölçeğine nüfuz etti. (Ehmm gerçek adını kullanmayalım. Neme lazım! diyerek, hemen bi takma isim buluyorum... Heh buldum "Feyza" olsun adı) Feyza'yla biz, 2011'e kadar hiç yüz yüze gelmedik. İkimiz de aynı şehirde yaşamamıza rağmen... O zamanlar ya ben çalışıyordum ya o falan bir türlü denk gelemedik. Ama her gün, hhheerrr güüünn konuşuyorduk. Öyle bir arkadaşlık, kardeşlik bağı kuruldu ki aramızda. Ben onun her şeyini biliyorum o da benim... Kimselere anlatmadığımız şeyler, abuk subuk düşünceler, fikirler vs. Yan yana geldikten sonra da bu bağ daha da kuvvetlendi :) Hatta onu ponçiğim diye severdim. Ufak tefek minyatür bir şey kendileri.
Beraber tatile gittik ki, her sene annemlerin yanına giderim ve ilk defa Feyza da benimle geldiği için ciddi anlamda Fethiye'den tat aldım. Gezdim, gördüm, zira o da aynı şekil tat aldı sanıyorum.
2 sene öncesine kadar neredeyse her hafta sonu allem edip kullem edip bir şekilde hafta içinde 3-5 kuruş biriktirip çıkıyorduk. Yani anlatmaya çalıştığım ciddi anlamda beraber vakit geçirmekten büyük keyif alıyorduk. Alıyorduk diyorum ama en azından ben kendi cephemden bakarsam ben keyif alıyordum. Dediğim gibi çok sevdiğim arkadaşımdı.
Neyse, gelelim 2 sene önce olan olaylara ve asıl derdimin çekirdeğine. (Dedim size, özet geçmeyi beceremiyorum) Feyza, 2 sene önce kurban bayramında benimle beraber Fethiye'ye tatile geldi. Gezdik, tozduk, güldük, eğlendik, sonra da hop İstanbul'a dönme vakti geldi.
İstanbul'a döndükten sonra, Feyza devamlı beni, onların evine davet ediyordu. Annesi de sağ olsun "Gel kızım, istediğin ev yemeğini yaparım sana." Deyip duruyordu. 2 sene öncesine kadar bekardım ve yalnız olduğum için evde tek başına yemek yenilmiyor diye yemek yapmazdım. Onu da belirtmiş olayım :)
1-2 hafta sonra Feyza'lara gittim. Yine gülüyoruz eğleniyoruz kendi çapımızda. Benim o sıralar, 4 senedir konuştuğum biri vardı onun adı "Cengiz" olsun :) Onunla da bu 4 sene zarfında hiç yüz yüze gelmedim. Sadece telefon ve net üzerinden iletişim kuruyoruz o zamanlar bu Cengiz'den hoşlanıyorum tabi.
Feyza da kaldığım 2-3 gün içerisinde de Cengiz'le konuşuyordum arada. Feyza çok yakınım ya sırdaşım, her şeyim. Cengiz'le de telefonda tanıştırdım Feyza'yı. Instagram falan ekleme, kabul etme derken; bu Cengiz andavalı boş bi laf etti. Biz de Feyzay'la gülüyoruz. Ama boş lafını cezasız bırakmayalım diye de güya girişiyorum ona. Terbiyesiz, Feyza için nasıl öyle dersin? gibilerinden :) Cengiz de tribe girip, Feyza'yı eklediği gibi sildi her yerden. Diyorum ya, andaval :)))
Bu yaşananlardan sonra, "Eve döneyim artık" dedim. Beni metroya kadar geçirdi Feyza. Sonra da eve vardım.
Olaylar burada kopmaya başladı.
Eve döndükten sonraki ilk günler, Feyza benimle normal konuşuyor. Ben o sıra Cengiz'le tekrar tartışıyorum. Feyza'ya anlatınca beni başından def edercesine tepki veriyor. Yine bir şey demiyorum. Malum kendimi biliyorum. Bazen insanları konuşarak boğabiliyorum :))
Bu olaylar yaşanırken, Cengiz'le baya büyük kavga ettik ve beni engelledi vatandaş. Ve tamamen koptuk onunla. Bunu Feyza'ya anlatırken, normalde söylemediği cümleler kurarak, direk Cengizi savunmaya başladı. En son ben yine Cengiz'in ardından küfür savurup, "Amannn ne hali varsa görsün" gibi bir cümle kurup kapattım konuyu. Daha önce söylediğim gibi, Cengiz'le evet uzun zamandır tanışıyorum, konuşmalar üzerinden bir hoşlanma var ama o kadar. İletişim koptu engellendi diye ahlayıp vahlayacak değilim. Bu yüzden sitttiirrrsin diyorum :)
O sıralar kulağıma bir akrabamın ailevi sıkıntısının olduğu ve suçlu olarak beni gösterdiğini duydum. Ben de kendimce Face'de "umarım yanılıyorumdur" yazdım. O akrabama gönderme olsun diye:)
Ve tabii bu olayın ardından Feyza'ya olayı anlatmam lazım! O, her şeyimi bilir!!! heyecanıyla Face'den ona bakıyorum kii, profili yok!!! "Hee Feyza yine Face'i dondurdu deli" dedim. Bu sefer whatsappa yöneldim. Anlatmam lazım, yoksa çatlıycam Ama bir de ne göreyim??? Whatsapp da gitmiş!!! Yani beniii ya beni! Engellemiş!!!
Ben tabi şok! Direk telefona sarılıcam ama dakika yok arayamıyorum. Bu sefer diğer sosyal medya hesaplarına yöneldim. Feyza beni Instagramdan da engellemiş! En son swarm'da engellemediğini görerek direk msj attım "Feyza noluyor?? Beni neden engelliyorsun her yerden nolduuuu???" dedim. Cevap olarak "Hadi konuşsana yer yerinden oynasın!" yazdı. Bu yazı, aslında benim Facebook'da o akrabama yönelik yazdığım cümleydi. Ve neden Feyza'nın bunu kendi üzerine alındığını anlamamıştım. Ve tekrar msj atmaya çalışırken, bir de baktım ki swarmdan da engellemiş beni!
Bunun üzerine annemin face hesabına girdim. Ama annemi de silip engellemiş 😲 Son çare, bir arkadaşımın face oyunları için açtığı fake hesaplardan birinden Feyza'ya msj attım.
Bu kız niye üzerine alındı, hiç öyle yapmazdı, noldu? Bir de hani bir şey yaptıysam öyle bir algı yarattıysam özür dileyim diye iki elimle sarıldım mesaj kutusuna.
Benim bir başkasına yönelik yazdığım, daha ağır şeyler vardı zamanında. Ağzımın ayarı yoktur. Onları hiç üzerine alınmadı. Neden bunu alındı, diyerek de kendimce sinirlendim hani "Gerizekalı, sana söyleyecek lafım varsa çatır çatır suratına vururum zaten, gönderme yapmam sen en yakınımsın" dedim. Kendi kendime ve bu sinir ve telaşla direk "Naptın sen fFyza??Naaptın ki, seninle yakından uzaktan alakası olmayan bir yazıyı üzerine alıp beni sildin tek kalemde??"
Bana dediği "Sen benim Cengiz'le konuştuğumu düşündün de yazdın onu. Oysa sen bizim evden giderken, babama geçmiş olsun demedin! Sonra eve gidince de hiç sormadın nasıl oldu babam diye." gibi uzunca bir cevap aldım.
Şimdi şunu bir açıklığa kavuşturayım:
1. Ben hiç bir an bile olsa Feyza'nın Cengiz'le konuştuğunu düşünmedim aklımdan dahi geçmedi!
2. Babasıyla alakalı, evet eşeklik yaptım binlerce kez özür de diledim. Ama gel gelelim onlarda kaldığım süre içerisinde babası bizimle beraber 1 kere bile masaya oturmadı. Adam evde varlığı bile hiç hissedilmedi ki, yıllardır Feyza hep annesi ve abisinden bahseder. Hatta sevmediği anneannesinden bile bahseder ama babasını anmaz. Doğal olarak da benim bilinç altımda babası yer almıyor.
Neyse uzun uzadıya çok özür diledim yine de. Babasının halini sormadığım için, çıkarken geçmiş olsun demediğim için, onu kaybetmek istemediğimi dile getirdim. "Beni engelleyeceğine çatır çatır yüzüme vurabilirdin bunu. Hatamı söyleyebilirdin" dedim. Kardeşimsin canımsın benim dedim ama karşılık olarak "Benim karnım tok yalanlara! Senden kardeşlik öğrenecek değilim" gibi bir cevap aldım. ve o fake hesabı da engelledi hanımefendi.
Olayları duyan herkes, buna diğer dert anamız da dahil :) aslında bu Feyza'nın tavrında daha şüpheli gözüktüğüne parmak bastılar :)) Yakın çevrem hep dedi ki, "Bu, Cengiz'le görüşür ya da senin bir başka ex'inle. Ben de delicesine savundum "hayır! öyle şerefsizlik yapmaz o!. Şu an bana dargın sadece. Geçer, geri dönüş yapar, kardeşiz biz, kavga eder barışırız!" dedim. Hem de defalarca ama o tohum ekildi (iyi ki de ekildi diyorum şu an)
Ufaktan tekrar tekrar yazdıklarını söylediklerini gözden geçirdim. Ve tekrar tekrar bu alakasız Cengiz olayı çıktı gün yüzüne. Ama ne kadar ben içten içe yine ihtimal vermesem de, stalk dürtülerim "bir bak ya", "bir kere gör emin ol" demeye başladı. Ben de bir arkadaşın instagram hesabından her iki şahısın da Instagram hesaplarına takip eden ve edilenlere bakınca büyük hayal kırıklığı yaşadım...
Meğerse ben Feyza'yı yanlış tanımışım! Boşa o kadar savunmuşum... Cengiz'le iletişim kurabilmek için beni engellemiş... Babası hikaye... Ve öylece de kapattım Feyza defterini kendi tarafımda ama çok buruk bir halde... Hatta hala da üzülürüm ve ÇOK ÖZLEM duyarım ona. Ama biriyle iletişim kurabilmek için beni gözden çıkardı ya o beni yıktı... Umurumda değil o kişinin kim olduğu. İster Ahmet olsun ister Mehmet, o kişi önemli değil. Önemli olan, beni bir erkek uğruna hayatından silip atabilecek olması... ve atması...
Tabi burada bitmiyor ve asıl derdime / soruma geliyoruz :)
çok uzattım biliyorum az sabır :)
Aradan 1-2 ay geçti Feyza ortak arkadaşlar ile haber göndermiş. Daha doğrusu ortak arkadaşlardan "Aso'yla beni barıştırın" diye yardım istemiş. Arkadaşım bana söylediğinde direk "hayır! karışmayın. Gitmek istedi, gitti. gelmek için çabalamak zorunda. Araya girmeyin!" dedim. Bir başka sefer yine ortak arkadaşlardan telefon numaramı istemiş tekrar arkadaşa "Hayır! telefonumu silecek kadar çıkarmış beni gözden, gerek yok vermeyin" dedim. Bir yandan da yine üzülüyorum, numarama kadar silmiş...
Aradan bir kaç gün geçti. Telefonum çaldı. Arayan o! Ama cevap vermedim. Versem, yelkenler fora :))
Aradan 1 hafta geçti. Bana "çok özledim" diye msj attı bu sefer! Dayanamadım, bir başka fake adrese girip ona yazdım.
"Ben de özledim ama benim tanıdığım Feyza'yı özledim. Şu an yazdığım kişiyi değil. Bir adam uğruna beni silmeyi hayatından çıkarmayı göze alan bu Feyza'yı değil... Keşke gerçeği öğrenmeden önce arasaydın beni ama artık çok geç" gibilerinden baya duygu dolu bir mesaj gönderdim ve kapattım son defa Feyza defterini, demek isterdim amaaaaa
Bir türlü kapatamadım, sıkıntım o. Cidden çok sevdiğim bir insandı arada stalklıyorum onu
Sevgilisi olmuş yüzü gülüyor. (Gülerek foti çekinmeyi sevmezdi) bir yandan çok mutlu oluyorum onun adına ama diğer yandan aşırı kızıyorum. Ben yanında yokken yaşıyor bu mutluluğu. Onun mutluluğuna, kardeşimin mutluluğuna dahil olmamı engelleyen kadın!
Şimdi geldik soruya ki Gülhancım buna kesin dille "HAYIR!!!!!!" diyecek :)
(Ha bu arada benim stalkçı ruhum onda da var benim onu stalkladığımı eminim ki biliyor. Onun beni stalkladığını bildiğim gibi 😂)
Ona mesaj atmak istiyorum. Yüzünün güldüğünü görmek çok güzel ve mutlu olmasını dilemek istiyorum... Diğer bir yandan da içimdeki şeytan beni dürtüyor ve diyor ki, beni sırtımdan bıçakladığın gibi sen de aynı şeyi yaşamadan bu mutluluğun daim olmasın de!
Sizce hangisini yapmalıyım? Ve tabii bu iki seçeneğin dışında bir üçüncü seçeneğe de açığım.
Ayrıca buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim gerçekten sabır gerekiyor :)
Ayy dibin dibi bir not düşeyim :) Feyza'ya aşıkmışım gibi bir yazı çıktı ortaya hahaha öyle birşey söz konusu değil :)))) Gerçekten çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Hala da seviyorum kızmakla ve öfkeyle harmanlanmış bir şekilde :)
Bu arada Gülo'cum düşündüm de, sana Polyanna dert anası derken senden geri kalır yanım yokmuş 😂😂
Dertli dostum’u şu hesaplardan takip edebilirsiniz: Facebook - Twitter - Google+ – Instagram




